Pandemi döneminde kadın

-

Deprem, sel, ekonomik kriz, salgın gibi afet dönemleri birçok insanı olumsuz yönde etkileyen kaynakların yetersiz kaldığı, kaynaklara ulaşımın zorlaştığı dönemlerdir. Bu dönemlerde kaynaklara ulaşma noktasında ki eşitsizlikler de artmakta olup yoksulların, mültecilerin, yaşlıların, kadınlar ve çocukların var olan kaynaklara ulaşımı daha da zorlaşmaktadır.

Toplum da yaşanan eşitsizliklerin arttığı bu afet dönemlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği de  gittikçe artmakta ve derinleşmektedir. Kadınlar açısından toplumsal cinsiyet eşitsizliği ev ve diğer yaşam alanlarının yanı sıra; iş yerlerinde de gittikçe belirginleşmektedir. Mart ayı itibariyle ülkemizde pandemi ilan edilmesiyle yaşananlar da bu durumunun örneklerindendir.

Pandemi ilanı ile alınan önlemler  ( evde kalma sürelerinin artması, okulların kapatılması sonrasında online eğitime dönmesi) kadın ve çocukları bir çok alanda eşitsizlik ve şiddet ile karşı karşıya bırakmıştır. Şiddet uygulayıcısı ve şiddet mağdurunun uzun süre aynı ortamda kalmak zorunda olması ve şiddet yaşandığında ulaşılabilecek kurumlar konusunda eksiklik olması ve uygulanan kamu politikaları ve İstanbul sözleşmesinin uygulanmaması şiddet olaylarının artmasına sebep olmuştur.

Bu dönemde kadınların yaşadığı zorluklar sadece fiziksel şiddete maruz kalma açısından değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin belirginleşmesinden dolayı ekonomik, duygusal ve psikolojik şiddete maruz kalmalarına veya hak kayıpları yaşamalarına da sebep olmuştur.

Özellikle Türkiye gibi ekonomik olarak güçlük yaşayan ülkeler de pandemi dönemi kadınlar açısından ekonomik şiddetin yaşanmasını daha belirgin hale getirmiştir. Genel de kayıt dışı, güvencesiz ve ev işçisi olarak çalışan kadınlar bu dönemde işsiz kalmıştır. Yine özel sektör de esnek çalışma ve ücretsiz izin durumunun yaşanması sebebiyle ilk işinden edilen yani ilk gözden çıkarılan elemanlar kadınlar olmuştur.

Normal zamanlarda da yaşanan ev içi toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden dolayı kendine alan yaratmak için bir sistem oluşturmak zorunda kalan kadınlar, pandemi döneminde bu sistemlerin tamamen değişmesi ya da yok olması ile kendilerine kalan özel alanı kaybetmişlerdir. Örneğin ev temizliği için dışarıdan birinin gelmesi ya da yoğun çalışma koşullarında yemek yapmak yerine dışardan yemek yeme durumu, çocuk var ise çocuklara bakacak birinin olması veya çocuklarının okula gitmesi durumu söz konusu olması kadınların için alan yaratmaktaydı. Her ne kadar bu alanı başka kadınlardan destek alarak yapmaya çalışsalar da; pandemi döneminde bu durum tamamen değişti. Bu dönemde kadınlar hem organize eden hem yapmak zorunda kalan konumuna gelmiştir. Üstüne bir de online eğitim konusunda çocuklar ile daha çok kadınların ilgilenmek zorunda kalması, engelli, yaşlı yakınların evde bulunması da kadınlar açısından iş yükü olmuştur. Böylece kadınlar kendi özel alanlarını tamamen kaybetmiştir. Diğer yandan bu işlerde ücret karşılığı çalışan diğer kadınlarda işlerinden olmuştur.

Bakanlıklarda ilk izin hakkı verilen kişinin kadınlar olması bu dönemde ev sorumlulukları açısından işinden ya da hayatından feragat eden kişinin kadın olması gerektiği düşüncesinin toplum ve devlet açısından somut bir göstergesidir. Yani devlet politikaları da bu durumu belirginleştirmektedir.

Kadınların pandemi döneminde yaşananlar ile aslında kendileri için alan yaratmak bir yarana var olan alanlardan da olduğu görülmekte ve bu durum duygusal olarak da tükenmişlik yaratmaktadır.

Tüm yönleriyle kadınlar açısından zor bir dönem olan pandemi döneminde dayanışmanın önemi görülmekle beraber. Devletin de bu dönemler için özel politikalar geliştirmesi ve varolanları (İstanbul sözleşmesi) uygulaması hayati önemdedir.

Diğer Yazılar

27/08/2021
Li cîhanê bi sedan komar, bi hezaran ziman û di van komaran da polîtîkayên cur bi cur yên zimên hene û her komar di warê perwerdehî û bikaranîna ziman da li…
11/02/2021
İstanbul Sözleşmesi; kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bununla mücadele edilmesi için yöntemleri belirleyen en kapsamlı ve en güncel…