Kent ve kadın

-

Kentleşme ve sanayileşme öncesi toplumda üretimin büyük bir kısmı ev içinde gerçekleşip, herkes üretime katılırdı. Ancak üretimin evin dışına çıktığı kent yaşamında kentler eril ve erkek merkezli hale getirildi. Erkeklerin dışarıya çıkarak üretime katıldığı kentlerde  ev içinde kalan kadınlar anne, evlat, eş olarak tanımlanarak kadınlık benliklerinden uzaklaştırılmaya çalışıldı ya da kamusal alana ev işlerinin uzantısı olarak görülen ve kadınlık görevi olara tanımlanan işler olan dokuma, giysi- yemek imalatı, bakım verme gibi geleneksel üretim becerileri ile işçi olara çıktılar. Ancak kadınlar dışarıda üretime katıldıkları halde artık ürettikleri hakkında söz haklarını kaybettiler.

Kentleşme sonrasında; kent ve toplumunda para ve toplumsal itibar birbiriyle ilişkilendirilip, paraya ulaşımı sınırlanan kadınlar toplumsal itibardan yoksun bırakılarak erkeklere bağımlı hale gelmeye başladı. Ücretsiz ev içi emek olarak görülen ya da kamusal alanda ürettikleri üzerinde söz hakkı olmayan kadınlar öğrenilmiş çaresizlik ve tükenmişlik yaşamaya başladı.

Biyolojik olarak bir çift meme ve bir rahim ile donatılmış kadınların bakım verme, temizlik, yemek yapma gibi ayrıca donanımları yoktur. Dolayısıyla herkesle ilgilenmek onlar için doğal  ve doğuştan değildir.

Kadınlar stadyum, sokak başı, kahvehane, dükkan, sinema salonu, mutfak, banyonun cinsiyeti olmadığı; ürettikleri üzerinde söz hakkı olduğu kentler de yaşamak istiyorlar.

Kaynak: Toplumsal Cinsiyet "Bize Yüklenen Roller" Kamla Bhasin
SES Anadolu Şube Kadın Meclisi

Diğer Yazılar

27/08/2021
Li cîhanê bi sedan komar, bi hezaran ziman û di van komaran da polîtîkayên cur bi cur yên zimên hene û her komar di warê perwerdehî û bikaranîna ziman da li…
11/02/2021
İstanbul Sözleşmesi; kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bununla mücadele edilmesi için yöntemleri belirleyen en kapsamlı ve en güncel…